NASIL İNGİLİZCE ÖĞRENDİM?
İngilizce öğrenme hikayeme ortaokul yıllarımdan başlamak istiyorum.
Ortaokulda ilk kez İngilizce ile tanıştım ve tam hatırlamamakla birlikte
haftada sanırım 2-3 saat kadar İngilizce gördük. Aynı şekilde lisede sadece
lise 1. sınıfta da İngilizce dersi gördüm ve liseye kadar İngilizceye karşı az da olsa
ilgim oluşmadı. Hatta liseye başlarken etrafımdan bazı kişiler ortalamamın iyi
olması nedeniyle beni Super Liseye yönlendirdiler. Ben ise super lise kavramını bile
bilmiyordum. Sonradan araştırdığımda yabancı dil ağırlıklı bir sınıf olduğunu
öğrendim. Benim tepkim "Kim haftada 24 saat İngilizce ders görecek" şeklindeydi.Yani anlayacağınız teklifi reddedip düz liseye
kaydımı yaptım. Dediğim gibi sadece Lise 1 de İngilizce gördüm ve sonraki
yıllarda sayısal bölümünde okuyarak liseyi bitirdim.
Üniversiteye Matematik Bölümünü kazanarak girdim(Aslında kazanmak istediğim
Endüstri veya Bilgisayar Mühendisi olmak idi ancak çalışmanın hakkını
vermediğim için puanımın yettiği ve kendimce ilgilerime en yakın bölüme
gittim.) Üniversitede okurken içimde İngilizce’nin önemine dair yavaş yavaş bir
farkındalık oluştu. Zamanla ingilizce öğrenmenin bir ihtiyaç olduğunu farkettim ancak nasıl,
nerden başlayacağımı bilmiyordum. İlk aklıma gelen bir kursa yazılıp öğrenmekti lakin maddi sıkıntılardan dolayı hiçbir zaman kursa yazılamadım. Bu durum üniversite
4. sınıfa kadar devam etti. Üniversite
neredeyse bitiyordu ve ben halen İngilizce öğrenme adına neredeyse hiç yol kat etmemiştim.
Son sınıftayken bu durum artık yeterince canımı sıkmıştı ve bir şekilde bir
yerden artık başlamalıyım diye hep düşünüyordum. Çözümü ise halk eğitimde açılan İngilizce
kursuna gitmekle buldum. Tabi o yıllarda beş parasız bir öğrenci olduğumdan halk eğitim kurs ücreti olan 50 TL yi
bile daha sonra bursumdan ödemek üzere arkadaşımdan borç alarak kursa yazıldım.
Kursa 3 ay devam ettim ve bu süre zarfında sadece İngilizce’ye ait dört temel
zamanı öğrendik. Genel itibariyle grammer ağırlıklı geçen bir kurs oldu. Bu
durumun böyle devam etmeyeceğini farkettim ve kursun üç aylık 2. kuruna gitmek yerine kendim bireysel çalışmaya
karar verdim. Öncelikle bir grammer kitabı satın aldım ve az az da olsa çalışmaya başladım. Yıl 2010 idi.
2010 yılından 2015 yılına kadar bireysel olarak çalışmaya devam ettim.
Zaman zaman ara versem de genel itibariyle İngilizce öğrenmeye devam ettim. Bu süreçte yaptığım
birtakım seyleri özetlemek gerekirse :
1-Sevdiğim alanlarda başlarda cümle cümle, paragraf paragraf ve daha da
geliştirdikçe hikaye kitapları okumak,
2-İnternetten videolar, siteler, youtube kanalları bulup bunları
ihtiyaçlarım doğrultusunda takip etmek
3-Alt yazılı İngilizce film-dizi izlemek
4-Tükettiğim kaynaklardan hoşuma giden sözleri bir defterde tutmak , aynı
şekilde öğrendiğim gramer yapıları ile ilgili farklı cümleler kurmak ve bunları
deftere not etmek
5-İnternetten İngilizce konuşan insanları bulmak ve onlarla yazılı iletişim
kurmak. Bu dönemde neredeyse hiç görüntülü veya sesli görüşme yapmadım. Neden
bilmiyorum ama sadece mesajlaşma suretiyle iletişim kurduk ve bu durum kısmen İngilizce yazma becerimi geliştirse de
konuşma becerisi için aynı şeyi söyleyemem.
6-Sosyal hayatta İngilizce konuşan türk vatandaşı veya turist kovalayarak
İngilizce konuşma pratiği yapmak, Sırf İngilizce pratik yapma adına birkaç kez
bazı turistlere şehri gönüllü gezdirme teklifinde bulundum ve bu yolla hem bazı
güzel arkadaşlıklar kurdum hem kısmen de olsa pratik yapma imkanı elde
ediyordum.
7-Pratik yapma adına denediğim yollar beni yeterince tatmin etmeyince kendimce bir Speaking Club oluşturmak istedim. Amacımı içerir bir ilan hazırladım ve bunu gece çıkıp şehrin farklı yerlerine astım. Neden gece çıktım bilmiyorum ama o dönemde memleketim olan Diyarbakır ilinde yaşıyordum ve etrafımda çok tanıdık olması, insanların ne tepki vereceğini kestirmeme gibi durumlardan dolayı sanırım hazırladığım ilanları gece asma kararı aldım. Birkaç gün sonra genel itibariyle amacıma uygun olmasa da birçok kişi tarafından arandım. Arayanların tepkilerini özetlemek gerekirse:
- “Abi eleman mı arıyorsun, benim İngilizcem iyidir ben çalışırım”.( O anlık iç sesim: İngilizcen iyiyse ilanı okuduğunda bunun bir iş ilanı olmadığını anlaman gerekirdi)
- Sadece meraktan arayıp ilanın içeriğini soran merakçı tayfa
Tabiki bütün aramalar böyle değildi. Yaklaşık 2-3 hafta akabinde ben dahil olmak üzere 4 kişilik bir Speaking Club kurduk. Tanıştığım kişiler farklı şehirlerde güzel üniversitelerde okuyan 2 öğrenci ve bir tane İngilizce öğretmeni idi. Bu arkadaşlarla 2-3 ay bu etkinliğimize devam ettik. Akabinde yaz tatilinin sona ermesiyle bu etkinliğimiz de sona erdi.
8-2010-2015 yılları arasında bireysel olarak İngilizce dil becerisini
geliştirme adına sürekli bir şeyler ile uğraştım. O dönemde beni mutlu eden
nadir(belki de tek) aktivitelerden biri dil öğrenmekti. 2015 yılında bu becerimi daha fazla geliştirme adına yaşadığım
ve çalıştığım ilin (Diyarbakır) bana yeterince fırsat
ve imkan sağlamadığını farkettim. Bireysel olarak yapabileceğim hemen hemen bildiğim tüm yöntemleri denemiştim ve bunun sonucunda belli bir düzeye de ulaşmıştım. Ulaştığım düzeyden yeterince memnun olmadığımdan bir süre daha farklı ne
yapabilirim, nasıl bir yol -method izleyebilirim, Kimlerle tanışabilirim? vb
durumları düşündüm ve beni tatmin eden; İngilizce seviyemi bir tık daha ileriye
götürecek bir çözüm bulamadım.
İşime devam etmekle birlikte bir süre bu hususu düşünüp durdum. En son başta yola çıkarken aklımın ucundan geçmeyen bir fikir bütün benliğimi sardı. O da şuydu:Acaba İngilizce Öğretmenliğine hazırlanıp okumalı mıyım? Tabi böyle bir yola girmenin beraberinde getirdiği birçok zorluk vardı. Bir daha 4 yıllık fakülte okunur mu? Ayrıca iş ile birlikte nasıl hazırlanacağım? Nasıl/Ne kadar çalışmam gerekirdi? Ne kadar net yaparsam İngilizce öğretmenliğini kazanırım? Ayrıca Diyarbakır ilinde okumak istemiyordum. Kendimce bazı sebeplerden dolayı bana en uygun ilin Antalya ve Akdeniz Üniversitesi'nde okumak olduğuna karar vermiştim. Akdeniz Üniversitesini kazansam bile tayinim oraya çıkacak mı? Tayinim çıksa bile hem iş hem okul nasıl olacak ? şeklinde birçok soru uzun süre kafamı meşgul etti.
Meseleyi
enine boyuna düşündükten sonra İngilizceyi daha fazla geliştirme sevdası içimde ağır bastı. Sınava hazırlanmaya karar verdim. İş ile birlikte çalışmak zor
olsa da o yıl birçok risk alarak hem Akdeniz Üniversitesi İngilizce
Öğretmenliğini kazandım hem de tayinim Antalya iline çıktı. Bu sonuç beni o kadar sevindirmişti ki o yıl yaşadığım
tüm zorluklar gözümden silinmişti.
2015 yılında bölüme kaydımı yaptırdım ve Antalya ilinde çalışmaya başladım
ancak o zamana kadar zor da olsa yolunda giden işlerim Antalya ilinde pek yolunda
gitmedi. İşten okula gitmem konusunda tüm prosedürleri takip etmeme rağmen izin
çıkmadı ve ben 1. Dönem 7 dersten devamsızlıktan kaldım. Bir yıl boyunca tüm
zorluklara ve aldığım risklere rağmen buraya kadar gelmiştim ancak şimdi
istediğim bölümü okuyamıyordum. O dönemde yine zor bir karar alarak (kendi
açımdan değil ) 2016 yılının başında memurluk görevimden çekildim ve tamamen
öğrencilik hayatına döndüm.
İkinci dönem okula heyecanla başladım . Daha sonraki yıllarda devamsızlıktan
kaldığım dersleri ve diğer tüm dersleri zamanında vererek 2019 yılında mezun
oldum. Şu anda İngilizce öğretmeni olarak çalışıyorum ve mesleğimi seviyorum.
Umarım hikayem ile bazı insanlara
yabancı dil veya herhangi bir beceri edinme süreci ile ilgili az da olsa bir bakış açısı sağlamışımdır. Sağlıcakla Kalın.
Yorumlar
Yorum Gönder